Sabah kahve içmeden uyanamayanlar buna çok dikkat edin!

Kahveye yönelik pek çok araştırma yapılıyor. Bu kapsamda yeni yayımlanan bir araştırmaya göre sabah kalkıldığı gibi kahve içilmesi ya da kahvesiz ayılamama durumu plasebo etkinsinden kaynaklanıyor olabilir. Araştırmada insanların sabah kahvesini içmesinin ötesinde bunu bir rutin haline getirmesinin bile ‘kafein’ etkisi verdiği aktarılıyor.

Güne başlandığı gibi kahve içilmesi ise bir süredir tartışmalı bir konu. Bunun ana odağında şüphesiz hidrasyon var. Kafeinin idrar söktürücü etkisi bulunuyor ve daha fazla idrara çıkmaya neden olabilir. Bu sebeple güne kahve ile başlamak yerine su ile başlamak uzmanlar tarafından yıllardır öneriliyor.

Uyandığınızda kortizol hormonumuz en yüksek seviyededir ve kahve içerek bunu daha da artırmak ilerleyen saatlerde çok düşmesine neden olur, yani kahvenin etkisini tam anlamıyla göremeyebilirsiniz. Bu nedenle uzmalara göre gözünüzü açtığınız gibi kahve içmemek ve günün ilerleyen saatlerinde kahve tüketmek çok daha verimli olacaktır.

Bu bilgilerin ışığında ise yeni yayımlanan araştırma önemli noktalara değiniyor.

SABAH KAHVESİNİ İÇMEDEN ÖNCE BİRAZ BEKLEMEK

Kısa bir süre önce Frontiers in Behavioral Neuroscience dergisinde yayımlanan bir makalede sabah kahvesi içme rutinleri hakkında bazı yeni fikirler ortaya çıktı. Buna göre sabah kahvesi içinlerin yaşadığı ayılma hissi içilen kahvenin içindeki kafein etkisiyle değil kahve yapma deneyimiyle ilişkili. 

Kahvenin rengi, kokusu ve tadı bu deneyimi tamamlıyor.

Portekiz’deki Minho Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan araştırmada çalışmanın yazarlarından biri olan Nuno Sousa ve ekibi 83 gönüllüyle gerçekleştirdikleri araştırmanın sonuçlarını yayımladı.

Yapılan araştırmada yer alan bulgularda kişilerin sabah kahvesi içmesiyle uyanıklık hissi arasında nasıl bir ilişki olduğu araştırıldı.

Makalede, kahve alışkanlığı olan kişilerin daha kolay uyandığını ve bilişsel olarak çok daha verimli olduklarını söylemelerinin tamamen öznel bir yorum olduğu aktarılıyor. Çünkü sabah kahve içme alışkanlığına sahip olan kişilerde kanıtlanmış bir ‘nörobiyolojik’ verim yok.

Bilim insanlarından oluşan ekip öncelikle günde en az bir fincan kahve için kişileri gözlem altına aldı.

Onlara kafein tüketmeden üç saat önce ve tükettikten bir süre sonra MRI taraması yaptı. Referans olarak da FDA’nın önerdiği günlük kafein miktarı göz önüne alındı. Bu da günlük 400 mg kafein yani yaklaşık günlük 4-5 fincana tekabül ediyor.

Kafeinin merkezi sinir sistemini uyarıcı etkisi kanıtlanmış olsa da araştırmacılar kafein içen kişilerin MRI taramalarını inceledi ve önceki araştırmalarda olduğu ve bekledikleri gibi kişilerde kahve/ kafeinli su içtikten sonra uyanık hissetmesinin olası olduğuna ulaştı. Ancak burada plasebo etkisinin de olabileceğini gördüler. 

Kahve içmek aynı zamanda kişilerde daha yüksek görsel ağ ve kontrol bağlantılarını artırdı. Bu kafeinin tek başına yaratacağı bir etki değildi. Beynin çalışma belleği, bilişsel kontrol ve hedefe yönelik davranışlarla ilgili bölümlerinin yalnızca kafein yerine kahve içme deneyimi gerektirdiğini gösteriyor.

Yani bu araştırma bir başka deyişle kahveyi yalnızca uyanmak için değil aynı zamanda deneyimleyerek içerseniz daha verimli olabileceğinizi söylüyor. Sabah kalktığınızda direkt kahve yapıp içmekten önce bu rutini deneyimleyin, böylece kafeinin etkisini de artırmış olursunuz.

Aynı araştırmada bu ‘deneyim’ kısmının kafeinsiz kahve içerken bile yaşanabileceğini öne sürse de çalışmalar henüz bunu doğrulamıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx