Affetmek ya da affetmemek…

Affetmek, şimdi ya da geçmişte yaşadıklarımızı, kendimizi, olayları, başka insanları affetmek ve artık sırtımızda bir yük, kambur olarak taşımamak çok önemlidir.

Çünkü tüm olumsuz duygular (kin, nefret, kıskançlık, üzüntü, öfke…) ve düşünceler (istenmediğini, dışlandığını düşünme, intikam planları yapma…) bizi yorar, yıpratır ve strese girip sağlığımızı kaybetmemize sebep olabilir.

“Babamı asla affetmeyeceğim! Çocukken bana ve bütün aileye kötü davrandı. Şu an ne kadar olumsuzluk varsa hayatımızda, onun yüzünden!”

“Şimdiki aklım olsaydı okurdum. Bu saatten sonra kafamı duvarlara vuruyorum ama, nafile!”

“Kardeşten öte bilip bütün imza yetkilerimi vermiştim. Yurtdışına iş için fuara gittim. Döndüğümde hiçbir şeyim yoktu, bütün mal varlığım, dostum, onca yılım… Yurtdışına kaçmış. Hakkımı da arayamadım ki, her şey yasal. Bununla nasıl yaşayacağım!”

Örnekler bizim devlet hastanelerindeki sarı odalardan…

“Hadi affedeyim de, kolay mı! Ya çektiklerim ne olacak!” diyebilirsiniz.

Bir sorun olduğunda önce çözüm bulabiliyor muyuz bakabiliriz, çözemezsek farklı yollar deneyebiliriz, -Akıl akıldan üstündür- birilerine danışabiliriz… (Yukarıdaki bir örnekte, dolandırılan adam bunların hepsini yapmıştı mesela ve çözüm bulamamıştı.)

Tarafsız bir gözle olayları değerlendirmeye çalışmak, empati kurmak (“Babamın babası da ona kötü davranmış. Şimdi çok pişman aslında.” diyebilmek mesela.), giden zamanı ve kayıpları telafi edemeyeğimizi bilmek, bundan sonrası için dersler çıkarmak, gelecek için umut etmek, hayal kurmak, planlar yapmak ve bunlar için çabalamak…

Bütün yaşadıklarımızın toplamı bizi biz yapıyor. Belki değer görmeyip değer vermeyi, haksızlığa uğrayıp hak yememeyi öğreneceğiz.

Sonuçta, yaşanan her neyse üstesinden gelmek için çabalamamız ve olumsuz duyguların bize zarar vermemesi için düşünce tarzımızı değiştirmemiz gerekiyor. Affetmek de bunun bir parçası. Umarım hepimiz bu barış anlaşmasını imzalayıp uyabiliriz

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.